Global salgın Covid-19 virüsü ile iş hayatını köklü bir değişim mi bekliyor?

Günlerdir hassasiyetle takip ettiğimiz Korona Virüsü (Covid-19) ‘nün evlerimize, sevdiklerimize uğramaması için hepimiz önlemlerimizi aldık. #EvdeKal çağrısı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hâkim. Telekomünikasyon şirketlerinin marka isimleri yerine bu hastag leri telefonlarımızda görür olduk. Durum bu kadar ciddi yani…

Mail ve mesaj kutumuz birçok markanın “mağazalarımız şu kadar süre kapalı olacak, hepinizi online alışveriş için web sitemize bekliyoruz” çağrıları ile doldu taştı. Son 5 yılda hızını epey arttıran dijitalleşme, markaların satış stratejilerini online platformlara evirmesine neden olmuştu. İçerisinde bulunduğumuz Covid-19 salgını ise, bu dönüşümün daha da hızlanacağı sinyalini bize veriyor. Bu kriz ortamında işverenlerin en büyük tedirginliklerinden biri de “Peki ben nasıl evirileceğim, nasıl dönüşeceğim?” Transformasyonun hızına yetişemeyen, bu dönüşüm reformuna ayak uyduramayan şirketler yok olmaya mahkum olacak gibi görünüyor…
Daha önce özel sektörde birden fazla kriz yönetimi ekibinde yer aldım. Sektörden kaynaklanan krizler, ekonomi, siyasi koşullar gibi Covid-19 gibi salgın hastalıklar da bizi içinde bulunduğumuz krizi doğru yönetmeye itiyor. Bu da yöneticilerin üzerindeki baskıyı kaçınılmaz olarak daha da arttırıyor.
Bu noktada “Agile” (çevik) yöntemler şirket politikalarını belirliyor. Son dönemde popüler olan şu ‘Agile’ nedir? Bu soruyu yanıtlamadan önce kısa bir örnek vermek istiyorum. Geçmiş dönemde görev aldığım global bir firmadaki eski yöneticim ile hala görüşüyorum. Birlikte çalıştığımız dönemde esnek çalışma saatleri ve evden çalışma modellerini defalarca uygulamaya çalışsak da başarılı olamamış; özellikle müşteri hizmetleri ekipleri ile kurumsal müşterileri bu yeniliğe ikna etmekte zorlanmıştık. Gel zaman git zaman bu çalışma modelleri hiçbir zaman uygulanamadı. Tahmin edin ne zamana kadar? – Evet, korona bizim yıllardır yapamadığımızı birkaç günde tek başına başardı! Şu an firma müşteri hizmetleri ekipleri dahil birçok departmanını evden çalışma modeline geçirdi 😊
Hem sevindirici… Hem de dönüşümler korkutucu değil mi?
Artık evden çalışma korkumuzu üzerine giderek yendiğimize göre; eminim ki bu kriz ortamı sona erdiğinde de birçok şirket bu modeli belirli dönemlerde uygulamaya devam edecekler. Köklü değişimler kriz ortamlarında kaçınılmaz oluyor!
Risus olarak biz de ekibimizi birçok şirket gibi evden çalışma modeline hızla uyarladık. (Ya da zorunda mı kaldık?) Vesilesi her ne olursa olsun; çalışanların konfor alanlarından, çocuklarından, eşlerinden uzaklaşmadan, toplu taşıma kullanmalarına gerek kalmadan, daha az fiziksel efor ile çalışmalarının motivasyonu ve dolayısıyla verimliliği arttırdığını gözlemliyorum. En kısa sürede Korona virüsü kontrol altına alınacaktır, sonrasında ekiplerin evden çalışma modelindeki motivasyonlarını daha net gözlemleyebileceğiz.
Şimdi şu “Agile Olmak” (Çeviklik) konusuna yeniden dönelim… Çevikliği (Agility) ‘müşteri, ürün/üretim, takım ve değişim kavramlarını bir arada içeren; dünya üzerinde en verimli ve güvenilir proje geliştirme yaklaşımı olarak kabul edilen bir kavram’ olarak düşünebiliriz. Günümüzde küçük, orta ve büyük ölçekli birçok şirket tarafından kullanılmaktadır.
Müşteri memnuniyetinin temel taşlardan biri olduğu bir kavram, başta daha çok yazılım alanıyla ilişkilendirilse de, gün gittikçe diğer departmanlara da etki ederek İnsan Kaynakları dahil olmak üzere bir çok alanda kullanılmaktadır.
Unutmayalım ki; hem insan kaynaklarını hem şirket içerisindeki lider ve yöneticilerini hem de işlerini bu çevik değer sistemini benimsemeye adapte eden şirketler gerçek bir Agile Şirket olabilir. Çevik bir şirket; kendi kendini yönetip örgütlenebilen, motive ve disiplinli ekiplerden oluşur. İK ekiplerinin bu değer sistemindeki görevlerinin kritikliği tartışılmazdır. Çevik İK sadece kendi insan kaynakları yapısını değiştirmekle kalmayacaktır, aynı zamanda tüm şirket yapısını çevikleştirebilmek için her daim yeni fırsatlar kovalayacaktır. Çünkü Çeviklik yalnızca aktif bir sistem değil aynı zamanda güçlü bir zihniyettir.
Covid-19 salgını krizi biter bitmez; Çevik Kriz Yönetimi ve Çeviklik kavramlarının daha da popüler olacağına, sistemleri dönüştüreceğine ve yeni stratejiler belirleneceğine inanıyorum. Toplumsal bir dönüşüm, dijitalleşme ve inovasyonun baskısını arttırması ile serbest çalışma alanları / biçimleri etkisini arttıracaktır.

Risus; Çevik İnsan Kaynakları süreçlerinizin inşası, mevcut İK yapılarınızın çevik yaklaşımlara uyarlanması, Çevik İK ekiplerinizin belirlenmesi ve personel istihdam edilmesi / yetiştirilmesi ve İK departmanınızın yeniden organize edilmesinde (re-organizasyon) size danışmanlık hizmetleri ile destek olur. Liderlere ise bu stratejilerin belirlenmesinde koçluk yapar.
Gelin, evlerimizden online bir görüşme yapalım! Danışmanlarımızla tanışın…
Sağlıklı günler yakındır, sonrasında ise yüz yüze bir kahve içeriz! 😊

Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle & Sevgiyle ve sağlıkla kalın…

Hazal KIRGIN
(Risus Kurucu Ortağı & Sosyolog)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir